16 Aralık 2016 Cuma

Darbe İçinde Darbe veYaklaşan Felakete Karşı…


Ferhan Umruk
Gerçekler devrimcidir sözünü hatırlatarak 15 Temmuz darbe girişiminin yarattığı sonuçları bu pencereden değerlendirmenin gerekli olduğunun altını çizelim.
  • 15 Temmuz darbe girişimi siyasal islamcı iki gerici odağın kanlı bir biçimde hesaplaşması olarak tezahür etmiştir. Erdoğan liderliğindeki AKP hükümetine karşı Fethullah Gülen liderliğindeki cemaat örgütlenmesinin iktidar mücadelesi silahların çekilmesi sonucunu yaratmıştır.

TÜRKLÜĞÜN KISA TARİHİ


Barış Ünlü
ARA BAŞLIKLAR
Siyahlık, beyazlık ve beyaz çalışmaları – Hegel:köle efendi diyalektiği – Haiti Devrimi C.L.R.James -Afrika Varoluş Felsefesi – Afrikalı siyah Sartre- Siyahlarda benlik bölünmesi – whiteness studies- Gündelik hayatta beyaz olmanın avantajları – Irkçılık ve beyazların ‘mağduriyeti
-Yüzlerce yıllık ırk ayrımı – Türklük sözleşmesi
-Türklerin ve Kürtlerin kardeşliği – Kürtlerin asimilasyonu projesi – Türklerin Türkleştirilmesi

GALİLE’NİN MAHKEMEDE İŞİ NE


Rıza Aydın
Galile denilince aklıma, o tiyatro sahnesinde gördüğüm Kerim Avşar gelir gözümün önüne.
Galile kılığına girmiş Kerim Avşar, teleskopu ile fezaya bakar, bir takım hesaplar yapar, bunları öğrencileri ile tartıştıktan sonra bulgularını sesli bir şekle de kâğıda geçirir. Bütün bu araştırmalarının sonunda Galile, vardığı sonucu topluma açıklar: Dünya sanılanın aksine düz değil, yuvarlak bir nesne olup, Güneşin etrafında dönmektedir.

OTORİTER DEVLET SİYASİ FARKLILAŞMA VE KUTUPLAŞMALARIN DA NEDENİDİR!


Ahmet Doğançayır
12 Eylül 2010 referandumundan bu yana Erdoğan liderliğindeki AKP inişli, çıkışlı,  çelişkili ve zikzaklı politikalarıyla sürekli çift söylemli ve çift kutuplu yeni bir siyasal çizgi geliştirdi. Birbirine zıt söylemler arasında hızlı geçişler yapabiliyor. Politik dilini çok çabuk değiştirebiliyor. İçerikler, biçimler anlam ve söylem strateji ve taktik birbirinden uzaklaşıyor ve eklemsizleşiyor. Bazen zıt kutuplara savrulan bu politikalar esnaf faydacılığının bir değer yaratabileceği duruma dönüşüyor. Taktiksel görüşmeler ile stratejik düşmanlıklar arasında mekik dokuyor. Türkiye siyaseti Parlamentoda partiler arası müzakere ve pazarlıklar sonucu gerçekleşen ve sembolik yetkilerle donanmış bir Cumhurbaşkanlığı seçiminden, yetkilendirilmiş ve Başkanlık sistemi doğrultusunda daha da yetkilendirmeyi bekleyen bir sürece doğru gidiyor.

RESTORASYON


Fikret Başkaya
15 Temmuz 2016 da ‘başarısız’ bir darbe girişimi oldu. Gerçi darbe başarısız oldu ama AKP iktidarının eksiği tamamlayacağından kimse şüphe etmesin! Darbe haberi duyulur duyulmaz bir tek soru soruldu: “Bunu kim yaptı, arkasından kim var?”. Bir Allah’ın kulu da çıkıp “bu ülkede hâlâ neden darbe oluyor?” sorusunu sormuyor… Oysa darbeler TC rejiminin normal halidir, bir istisna değil kuraldır. Zira bu rejim başka türlü yapamaz. Öyle olduğunu görmek için rejimin niteliğine dair birazcık kafa yormak yeter…

Türkiye’de Milli Laikliğin İflası ya da, Sekülerizmin Yeniden İnşası


    Mahmut Balpetek     
         Türkiye’de bütün eksikliklerine rağmen, köklü bir seküler hayat  geleneği olan ve  seküler  hayat tarzını sürdüren, küçümsenmeyecek düzeyde bir  kitleden söz etmek mümkündür. Öyle ki, Fundamentalist ideolojinin temsilcisi  AKP’ye oy veren seçmenin bir kısmının da, seküler  yaşam lehine, AKP yönetici  kliğinden  farklı duyarlılık  gösterdiği bilinmektedir. Eğitim seviyesi görece daha yüksek olan bu kesim, dış dünya ile yoğun bir diyalog içinde bulunmaktadır. Cumhuriyet ideolojisinin taşıyıcısı olan  bu öncü güç, aynı zamanda, Türkiye entelijansının, önemli bir kısmını teşkil etmektedir.    Yoksul sınıfların toplumsal desteğini alıyor olsalar da,  devlet bürokrasisi ve özel teşebbüste, beyaz yakalı olarak  görev yapan bu kesimler  orta sınıfa  mensuplarıdır.

DEVLETİN ALEVİSİ OLMAK YA DA OLMAMAK; ASIL SORUN BU


Rıza Aydın
2016 yılının, 2 Temmuz anması sırasın atılan sloganlardan özellikle biri çok dikkatimi çekti, onun üzerinde durup düşünmeye başladım. 2 Temmuz anmasına katılan kitle, zaman zaman “Devletin Alevi’si olmayacağız” diye slogan atıyorlardı.
Peki, ne demekti “Devletin Alevi’si olmak?
İnsan nasıl olursa devletin Alevi’si olurdu?
Devletin Alevi’si olmak nasıl bir şeydi?
Bu kitle, tarihinin hiçbir döneminde Devletin Alevi’si olmuş muydu acaba?

2 Temmuz/ACISI DAİM OLSUN


Rıza Aydın
2 Temmuz Katliamı çok çeşitli açılardan incelenebilir, incelenecektir de. Ben konuşmamı, bu katliam niye yapıldı, katliamla sonuçlanan politikalar nasıldır, bu katliam engellenemez miydi, niye göz yumuldu soruları üzerinde yoğunlaştıracağım.
1978 yılıydı, Ziraat fakültesi öğrencilerinin akademik haklarını almak için başlattıkları açlık grevine destek olmak için gittiklerinde orada bir kazada yaralanıp genç yaşında ölen kardeşimin – Hüsnü Cemal’in – cenazesini köye götürdüğümüzde ebem, annemi teskin etmeye çalışırken “yavrum acısı daim olsun,

İnsanlığın Varoluşundan, Kıyamete Kadar Savaş


       Mahmut Balpetek   
 Kürt meselesinde geldiğimiz noktayı, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanlığın varoluşu ile başlayan kıyamet kadar sürecek bir mücadeledir” şeklinde özetledi. “Nerden baksan, tutarsızlık” türküsünü andıran bu veciz ifade, aynı zamanda derin bir aczin de, ifşasıdır. Önceki iktidarlar, savaşın ömrünü, mevsimlere bağlı açıklamalarla geçiştirmeye tercih ederlerdi. Bu bahar bitmese, gelecek kış “ya bitecek ya bitecek” şeklinde toplumu savaşla yaşamaya, alıştırmaya çalışırlardı. Ancak kaç leylim bahar, kaç kış geçti; geldiğimiz nokta, yine savaşa, tarih biçmenin ötesine geçmedi. Bu kez bir farkla, mevsimler kifayetsiz kaldı. Savaşın sonlanması, kıyamete bırakıldı. Ve ülkemizin geleceğinin, savaşla biçimleneceği müjdelendi. Dünyada bu türden sorunlarla karşılaşıp, belirli bir zaman periyodunda çözen, o kadar ülke var iken, bizim, çözüm bekleyen sorunlarımızı, kıyamete nikahlatmanın nedeni, izaha muhtaçtır.

TARİHE BAKIŞIMIZI DEĞİŞTİRMELİYİZ




“Uyurken üstüme gelen erenler

Gafil aç gözünü uyan dediler

Serseri kalma bu cihan içinde

Yürü bir gerçeğe hey can dediler”


Rıza Aydın

Materyalist tarih anlayışını savunanlar, tarihin bir bilim olduğunu, nasıl yaşanmışsa öyle yaşanmak zorunda olduğunu söylerler
1. Ülkemizde böylesi, bilimsel bir tarih anlayışı var mı yâda hiç oldu mu bu sorulması gereken bir sorudur2. Bizdeki tarih algısı daha çok bir anlatı niteliğindedir. Anlatı olunca da anlatılandan çok, anlatanın durduğu yer onun olaylara bakış açısına göre bu anlatı değişiyor. Bu tarihçilerin bize tarih diye anlattığı tarihin nasıl olduğunun anlaşılması için, milli maç anlatan radyo spikerlerinin tutumlarının hatırlanmasını isterim, Osmanlı tarihçileri de tarihi, milli maç anlatan bu radyo spikerleri gibi anlattılar3.