30 Eylül 2015 Çarşamba

Erdoğan’ın Suriye Fiyaskosu



Ferhan Umruk
İşe Şam’da Emevi Camii’nde namaz kılacağız diye başlamıştı.
Doğrusu, o günler bir aşırı özgüven patlaması içerisinde kifayetsiz muhterisin ruh hali sarmalamıştı onu.
erdo osma
Tarih Eylül 2012 yani bundan 3 yıl evvel En kısa zamanda Şam’a gideceğiz. Emevi Camisi’nde namaz kılıp, Suriyeli kardeşlerimizle kucaklaşacağız.’ diye afra tafra yapmaktaydı.
Suriye’de başlayan iç savaşın hızla tarafı haline gelen Erdoğan için, Beşar Esad’ın devrilmesi esas amaç olarak ilan edildi.

Kürt Kimliğinin Yeniden İnşası ve Muhafazakar Kürtler


         Mahmut Balpetek   

      16 Eylül tarihli Haber Türk gazetesinde -eski AKP Milletvekili Muhsin Kızılkaya’nın “Kafası kemalist, gövdesi Kürt” başlıklı makalesi son derece çarpıcı saptamalar içermektedir. Kürt etnisitesini oluşturan sermaye, ulusal ve dini  blokların  siyasal alan inşasında öncelikleri nedeni ile  yaşadıkları iç gerilimi teğet geçerek, yaptığı  saptamalar  ve vardığı sonuç  tartışmaya namzettir. Konuyu tartışmaya değer  kılan, geçmişten bugüne  tartışılıyor olması kadar, 8 Haziran seçimlerinde Kürt coğrafyasında AKP’nin, HDP’ye tümüyle  kaptırdığı  siyasal inisiyatif  ile aktüelleşmiş olmasındadır.
 Bağımsız Kürdistan savunusu içinde olan, Kürt Teali Cemiyeti  Dönemi  ilgili  övgü ile aktarılmış bir anekdot ile başlayan makalesi  aşağıdaki  saptama ile sürmektedir.

HERŞEYDEN EVVEL BİRBİRİMİZİ ANLAMALIYIZ.



Rıza Aydın
Sevgili Dost
Her şeyden önce birbirimizi anlamalıyız. Seninle bu konu üzerine bir tartışma yapmanın mümkün olduğunu, senin beni anlayacağını düşündüğüm için bunları yazıyorum.
Öncelikle söyleyeyim bu konuda bilimsel bir tartışma yapalım önerinizi olumlu buluyorum. Bilimsel bir tartışma ZAHİRİ GERÇEKLER ÜZERİNE olur, yani elle tutulur, gözle görülür, ölçülüp tartılır şeyler üzerine yapılır. Çünkü bilim somuttur.
Bu yüzden ben, bu tartışmaya girdiğim o ilkyazımı yazarken, kısaca dedim ki, siz İSLAM DEYİNCE NEYİ ANLIYORSUNUZ: Şiiliği mi, Sünniliği mi? Siz bizim yolumuz Kur’an’a bağlıdır, biz Kur’an’ın esaslarına, söylediklerine uyarak bir Alevilik yapıyoruz diyor musunuz? Eğer böyle diyorsanız, söyler misiniz siz hangi Kur’an mealini (yani çevirisini) esas alıyorsunuz, biz sizinle ona göre konuşalım dedim.

Yükselen duvarlar, parçalanan ‘egemenlikler’!


Ahmet Doğançayır
Küresel dünya diye adlandırılan bu dünya çeşitli çelişkiler sergiliyor. Bu çelişkiler bir taraftan sınırların giderek liberalleşmesiyle, bir taraftan da sınır tahkimatlarıyla görülmemiş düzeyde kaynak, enerji ve teknoloji yatırımı yapılmasıyla somutlaşmaktadır. Kapitalist dünya sistemi birbiriyle bağlantılı birçok çelişkiyi belirleyici özellik olarak bünyesinde taşıyor.
göçmen
Uluslararası ağlar ile yerel milliyetçilikler, sanal güçler ile fiziksel güç, özel mülkiyet ile açık kaynaklar, gizlilik ile şeffaflık, yurt sahibi olma ile yurtsuz kalma arasındaki çelişkileri. Bunun yanında ulusal çıkarlar ile uluslararası piyasa, dolayısıyla ulus ile devlet ve tebaanın güvenliği ile sermaye hareketleri arasındaki gerilimlerde sistemin belirleyici özellikleri olarak karşımıza çıkıyor.

Osmanlı Ocakları Erdoğan’a Çete Hizmeti


Ferhan Umruk
6 Eylül gecesinden başlayarak Türkiye’nin birçok yerinde HDP binalarına, Kürt mahallelerine ve işyerlerine, CHP’ye, Hürriyet gazetesine hassas ‘vatandaşlar’ saldırıya geçtiler.
Tarihimizin mutad ‘vatandaş’ tepkileri yakma, yıkma ayinleri olarak bir kez daha tekrarlandı. Devlet destekli vandalizm bir daha hortladı.
ocak foto
Hem de, devletin Selanik’te Atatürk’ün evini bombalatarak 6-7 Eylül 1955’te Rum, Ermeni vatandaşlara karşı kışkırttığı ve organize ettiği güruhların yaptığı yağma ve tecavüzlerin tarihine denk gelecek biçimde tekrarlandı bu vandalizm.
1955’ten sonra 2015 6-7 Eylül’ü sistemin muhalife ve inkar ettiklerine bir naziresidir.
Erdoğan’ın havuz medyasının ve Erdoğan baskısı altındaki merkez medyanın bu saldırıları vatandaşların tepkisi olarak ilan etmesi, bu koronun psikolojik propaganda aleti olduğuna işaret ediyor.

1915’İN 100. YILINDA CİZRE FACİASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ



Sarkis Hatspanian
Okuduğunuz yazıyı kaleme almamın ilk nedeni bugün doğmuş olan sevgili Hrant’ın anısını canlı tutma duyarlılığı iken, ikinci neden onu bizden fiziken ayıran kalleşliğe inat her soy ve boydan yüzbinlerce insanın “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz” söylemiyle tek vücut kenetlenerek son yolculuğuna uğurladığı günden bu yana, aynı sloganın geçen hafta Cizre’yi abluka altında tutan “T.C.” polis ve askeri güçlerinin sivil halka hoparlörlerleErmeniler sizinle gurur duyuyor, hepiniz Ermenisiniz” diye anons edilmesine karşılık olarak “Hepimiz Ermeni’yiz, hepimiz Cizre’yiz”şekliyle yeniden gündeme gelmesidir.
cizre_11eyl_13
Cizre, aynı zamanda Hrant’ın sevgili eşi Rakel’in doğup-büyüdüğü Silopi’ye altı-üstü 30 kilometre uzaklıktaki eski bir Ermeni yerleşkesi olup, soykırımın önemli güzergâhlarından da biridir. Bununla ilgili çok daha fazlasını yazmak gerektiğine inandığım halde şimdilik Serdar Korucu’nun bir-iki gün önce yayınlanan “100 yıllık hikaye: 1915’te Cizre’de ne yaşandı ?” pek öğretici ve düşündürücü yazısının(1) yeterli olacağını sandığımdan, genellikle Mardin bölgesi, özellikle de Şırnak ve çevresi Ermenileriyle ilgili bir yazı yazma görevini ‘bir başka bahara’ bırakıyorum.

Cizre Özsavunması


Ferhan Umruk
‘Hepiniz Ermenisiniz’ çığlıklarıyla Cizre halkına karşı saldırıya geçen polisler ırkçı zihniyetlerini ortalığa saçtılar.
Kuşkusuz, memleketin cumhurbaşkanının ‘Afedersiniz Ermeni’ ifadesini sarfettiği bir yerde aşağıdakilerin bu ifadeyi tercüme ederek, durumdan vazife çıkarmaları da doğal bir sonuç oluyor.
cizre gör
İşte aslında sarfedilen bu sözler, Cizre’de neler olup bittiğinin de özünü su yüzüne çıkarıyor.
Türk ırkçı şovenistinin ve onun etrafında dolaşabilenlerin zihnindeki düşman Ermeni’dir, muktedire karşı direnen kim varsa o da Ermeni’dir.
Bir ırkçının ilk işi direnişçinin sünnetli olup olmadığına bakmak olur. Çok meraklıdır bu konuda.

Hiç Kimse İllegal Değildir! Bodrum’dan Kos’a uzanan bir göç geçidi


N. Cemal
Bodrum’un göçmenleri:
Türkiye’nin “cennet köşelerinden birisi” olarak anılan ve yaz mevsimlerinin “en gözde eğlence merkezi” namıyla bilinen Bodrum’da bu yaz öyle kolay kolay “âlemlere akmak” yok. Çok affedersiniz, çok çok sayın küçük burjuvalarımız; âlemlere akacağınız bu cennet beldemize, savaş cehenneminden kaçan göçmenlerin akını var. Bodrum otogarından başlayan mülteci taburları, açlık ve yorgunluk içinde her yere dağılmış durumdalar.
göçmen
Otogarın çevresinde, banklarda, duvar diplerinde, sahil şezlonglarında, yani nereyi buldularsa orada yatıp kalkıyorlar. Bodrum merkezden sahile doğru indiğinizde, yüzlerini karşı kıyıdaki komşumuz Yunanistan’a çevirmiş bekleyen Suriyeli, Iraklı, Afganistanlı savaş mağdurlarını göreceksiniz. Onlar, kendilerini umuda yolculuğun göç geçidine ulaşabilmiş “şanslı” mülteciler olarak görüyorlar. Bodrum’a “yaz aşkları” yaşamaya ve “gecelere akmaya” gelenler ise bu insanlık dramına “iğrenerek” bakıyorlar. Mültecileri “insan” yerine bile koymuyorlar…

HALDUN ÇELİK. (1948 – 01 Temmuz 2015)



Rıza Aydın
Bizim Pir Sultan camiası için 2 Temmuz bir milattır. Her anlamda bir milattır, bütün yapılacak işler ona göre ayarlanıp planlanır. Her 2 Temmuz bitince de yeni bir yıla başlanır gibi gelecek 2 Temmuza hazırlanılmaya başlanılır.
haldun2Ben, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Merkez yöneticisiyim. Haziran ayının ortalarında, 2 Temmuz hazırlıklarını görüşmek için Ankara’ya geldim. Bu sene 2 Temmuz hazırlıkları babında, Tokattan başlayıp, Sivas’ın bütün ilçelerini gezerek, ilçeler de köy muhtarları ile toplantılar yaparak, 2 Temmuz anmalarına katılmanın önemini anlatmayı kararlaştırdık. Bu kararımızın gereği olarak, PSAKD Gene Başkanı Gani Kaplan ile beraber, özel bir arabayla Ankara’dan yola çıktık. Ankara’dan, Tokat’a gitmek için yola revan olduğumuz da yolumuz önce Çoruma uğradı.

Paranoyak mıydık?



Ferhan Umruk
Psikolojide bireyin rahatsızlıklarından birinin tanısı paranoyaklıktır. Kişi herşeyden kuşku duyar ve insanların ona her an zarar vereceğini düşünür.
Fakat çok bilinen bir söz de vardır. “Paranoyak olsan bile bu durum senin polis tarafından takip edilmediğin anlamına gelmez”
bahçeli
Bu psikolojik rahatsızlığın semptomları veri alınıp, hakim zihniyetin, mahallenin aymazlığını arkasına alıp hareket eden tarafından gerçekten zarara uğrayanın bunu açıkça ifade etmesi, kolaylıkla paranoyaklık suçlamasına dönüşebilir.
Zaten uyumsuzsundur. Mahallenin yerleşik kanaatlerini, ahlakını ve tabii ki çıkarlarını zedelemektesindir. O halde düzeltilmelisin, ikna olmuyorsa zor yoluyla.
Ancak hatırlatmak gerekir ki, gerçekler devrimcidir ve gerçeği ifade eden de zülfü yare dokunacağından mahalle ve mahalleye teslim olanlar tarafından uyumsuz ilan edilecektir.

Bir devrimci, mahallenin yerleşik kanatleriyle,böyle gelmiş böyle gider zihniyetinin sonucu kabullenilmiş ezilmişlikleriyle, mutsuzluklarıyla uyumlu olamaz, değiştirmeye çalışır.