Amerika Komünist Olursa
Lev Troçki
İçinde yaşadığınız kapitalist toplumsal düzenin çözemediği zorluklar ve sorunlar sonucu Amerika komünist olursa şunu fark edecektir ki, komünizm tahammül edilmez bir bürokratik zorbalık ve bireylerin sıkı disiplin altına sokulması olmak ne kelime, daha fazla bireysel özgürlük ve ortaklaşa bolluk demektir.
Şu anda Amerikalıların çoğu komünizmi yalnızca Sovyetler Birliği deneyimi ışığında görüyorlar. Onlar Sovyetizmin, Sovyetler Birliği’nin kültürel olarak geri halkları için doğurduğu maddi sonucun Amerika’da da doğacağından korkuyorlar.
26 Ekim 2011 Çarşamba
18 Ekim 2011 Salı
15-16 Ekim Kongre Notları
15-16 Ekim Kongre Notları
15-16 Ekimde Ankara’da yapılan ve Halkların Demokratik Kongresi adını alan Kongre Girişiminin 2 günlük toplantısının Devrimci Proletarya internet sitesinde yayınlanan notlarını girişimi izleyenler için aydınlatıcı olacağından yayınlıyoruz.
Kuşkusuz şeffaflık, açıklık ilkesi gereğince ve politik, örgütsel sürecin üyelerin tamamı tarafından anlaşılması bakımından, HDK’nın kongrede yapılan konuşmaları ve tartışmaları içeren tutanağı yayınlaması faydalı olacaktır.
Yalansız
***
Kongre Girişimi toplantısının birinci günkü oturumu Anatolia Kültür Merkezi’nde yapıldı. Konuşmaların ardından tüzük taslağı üzerine tartışmalar yürütüldü ve program taslağı ile ilgili ilk değerlendirmeler yapıldı.
Salonda “Halklara, inançlara eşitlik ve özgürlük”, “Emperyalist saldırılara ve işgallere karşı birleşiyoruz!”, “Homofobiye ve transofobiye karşı birleşiyoruz!”, “Ekolojik yıkıma, doğanın talanına karşı birleşiyoruz!”, “Demokrasiyi kazanmak için birleşiyoruz!”, “Erkek egemenliğine, cinsiyet ayrımcılığına ve eşitsizliğe karşı birleşiyoruz” ve Kongre Girişimi Gençliği imzalı “Barış için yürüyoruz!” pankartları asılıydı. Kürsünün arkasında 12 dilden “Birleşiyoruz!” yazılı pankart asılıydı.
15-16 Ekimde Ankara’da yapılan ve Halkların Demokratik Kongresi adını alan Kongre Girişiminin 2 günlük toplantısının Devrimci Proletarya internet sitesinde yayınlanan notlarını girişimi izleyenler için aydınlatıcı olacağından yayınlıyoruz.
Kuşkusuz şeffaflık, açıklık ilkesi gereğince ve politik, örgütsel sürecin üyelerin tamamı tarafından anlaşılması bakımından, HDK’nın kongrede yapılan konuşmaları ve tartışmaları içeren tutanağı yayınlaması faydalı olacaktır.
Yalansız
***
Kongre Girişimi toplantısının birinci günkü oturumu Anatolia Kültür Merkezi’nde yapıldı. Konuşmaların ardından tüzük taslağı üzerine tartışmalar yürütüldü ve program taslağı ile ilgili ilk değerlendirmeler yapıldı.
Salonda “Halklara, inançlara eşitlik ve özgürlük”, “Emperyalist saldırılara ve işgallere karşı birleşiyoruz!”, “Homofobiye ve transofobiye karşı birleşiyoruz!”, “Ekolojik yıkıma, doğanın talanına karşı birleşiyoruz!”, “Demokrasiyi kazanmak için birleşiyoruz!”, “Erkek egemenliğine, cinsiyet ayrımcılığına ve eşitsizliğe karşı birleşiyoruz” ve Kongre Girişimi Gençliği imzalı “Barış için yürüyoruz!” pankartları asılıydı. Kürsünün arkasında 12 dilden “Birleşiyoruz!” yazılı pankart asılıydı.
Halkların Demokratik Kongresi Sonuç Bildirgesi
15-16 Ekim’de Ankara’da bölgelerden seçilmiş 800′ü aşkın delegeyle toplanan Kongre Girişimi Halkların Demokratik Kongresi adının kongre tarafından onaylanması ve 2 günlük çalışmaları sonunda aşağıda yayınladığımız sonuç bildirgesiyle kuruluşunu ilan etmiş bulunuyor. Kapitalist Dünya sisteminin ekonomik, sosyal, kültürel krizle sarsıldığı günümüz koşullarında, yaşadığımız coğrafyanın ve bölgenin de çeşitli biçimlerde krizden etkilendiğini izlemekteyiz. Yunanistan’da emekçiler, gençler, kadınlar direniyor, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da halklar üzerlerine serilmiş ölü toprağını kaldırıp atmaktalar.
Halkların Demokratik Kongresi’nin de, kapitalist dünya sisteminin her ülkede yarattığı ekonomik, sosyal, kültürel yıkıma karşı bu topraklarda bir direniş odağı haline erişmesi tüm ezilenlerin mücadelelerinin gücünü çok daha etkili kılacaktır.
Yalansız
HDK’NİN KURULUŞU İLAN EDİLDİ
“Halklarımıza yöneltilmiş tüm baskı ve haksızlıkları ortadan kaldırmak, barış içinde ve insanca yaşayabileceğimiz bir Türkiye’yi kurmak üzere Kongre Girişiminin çağrısıyla bir araya gelen her türden baskı, sömürü ve ayrımcılığa karşı olan bireyler ile kuruluş, örgüt, inisyatif, dernek, parti ve hareketlerin sözcü ve üyeleri, halkın kendi yönetimini kurmasını sağlamak için birlikte mücadelenin koşullarının olgunlaştığı, farklılıklarımızın zenginliğimiz ve gücümüz olduğu bilinciyle Halkların Demokratik Kongresi’ni kuruluşunu ilan ediyoruz.
Halkların Demokratik Kongresi’nin de, kapitalist dünya sisteminin her ülkede yarattığı ekonomik, sosyal, kültürel yıkıma karşı bu topraklarda bir direniş odağı haline erişmesi tüm ezilenlerin mücadelelerinin gücünü çok daha etkili kılacaktır.
Yalansız
HDK’NİN KURULUŞU İLAN EDİLDİ
“Halklarımıza yöneltilmiş tüm baskı ve haksızlıkları ortadan kaldırmak, barış içinde ve insanca yaşayabileceğimiz bir Türkiye’yi kurmak üzere Kongre Girişiminin çağrısıyla bir araya gelen her türden baskı, sömürü ve ayrımcılığa karşı olan bireyler ile kuruluş, örgüt, inisyatif, dernek, parti ve hareketlerin sözcü ve üyeleri, halkın kendi yönetimini kurmasını sağlamak için birlikte mücadelenin koşullarının olgunlaştığı, farklılıklarımızın zenginliğimiz ve gücümüz olduğu bilinciyle Halkların Demokratik Kongresi’ni kuruluşunu ilan ediyoruz.
12 Ekim 2011 Çarşamba
Kongre, Parti ve Tüzük
Ferhan Umruk
Yakın bir tarihte çalışmalarına başlamış olan Kongre Girişimi 15-16 Ekim’de seçilmiş delegelerle Ankara’da yapılacak toplantıyla kuruluşunu gerçekleştirecek.
Girişimcilerin bugüne kadar yaptıkları açıklamalar ve bu girişime katılan siyasi özneler dikkate alındığında Kongre’nin niteliksel siyasi özelliğinin farklı hassasiyetler üzerinden kurulu düzene karşı olan siyasi parti hareket ve bireylerden müteşekkil bir oluşum olduğudur. Kürt siyasi hareketi, sosyalistler, anarşistler, ekolojistler, feminist çevreler örgütsel ve bireysel olarak bu girişim içinde bulunuyorlar.
Yakın bir tarihte çalışmalarına başlamış olan Kongre Girişimi 15-16 Ekim’de seçilmiş delegelerle Ankara’da yapılacak toplantıyla kuruluşunu gerçekleştirecek.
Girişimcilerin bugüne kadar yaptıkları açıklamalar ve bu girişime katılan siyasi özneler dikkate alındığında Kongre’nin niteliksel siyasi özelliğinin farklı hassasiyetler üzerinden kurulu düzene karşı olan siyasi parti hareket ve bireylerden müteşekkil bir oluşum olduğudur. Kürt siyasi hareketi, sosyalistler, anarşistler, ekolojistler, feminist çevreler örgütsel ve bireysel olarak bu girişim içinde bulunuyorlar.
2 Ekim 2011 Pazar
Artık Konu, Devletin “Hassasiyeti” Değil, Kürtlerin Hassasiyetidir.
Selami Gürel
1918 yılında, savaşa gitmek istemeyen denizciler Kiel şehrinde kendilerini tutuklamak isteyen subaylarını tutuklamasaydı, Almanya savaşı bitirmek zorunda kalmayacak, daha milyonlarca insan ölmeye devam edecekti. Vietnam’dan gelen asker cenazeleri, ABD şehirlerinde milyonlarca savaş karşıtını, savaş sakatlarını sokağa dökmese ABD oradan geri çekilmeyi düşünmeyecekti. Çarlık Rusya’sının yıkılmasıyla onun yerine geçen Kerenski hükümeti, Ekim devrimi olana kadar kendi çocuklarını kırdırmaya devam etmişti.
1918 yılında, savaşa gitmek istemeyen denizciler Kiel şehrinde kendilerini tutuklamak isteyen subaylarını tutuklamasaydı, Almanya savaşı bitirmek zorunda kalmayacak, daha milyonlarca insan ölmeye devam edecekti. Vietnam’dan gelen asker cenazeleri, ABD şehirlerinde milyonlarca savaş karşıtını, savaş sakatlarını sokağa dökmese ABD oradan geri çekilmeyi düşünmeyecekti. Çarlık Rusya’sının yıkılmasıyla onun yerine geçen Kerenski hükümeti, Ekim devrimi olana kadar kendi çocuklarını kırdırmaya devam etmişti.
22 Eylül 2011 Perşembe
Türk’ Sosyalistleri ve BDP
İbrahim Özkurt
‘Türk’ sosyalistleri güya muhalefet yaparcasına ha bire AKP politikalarını eleştiriyor. Eleştiriyor da yaptığı eleştirilerin farkında olan kimse yok. Yani solun potansiyel tabanı olan ne işçi sınıfı, ne işsizler, ne kır emekçileri, ne emekliler… Kısacası ‘Türk’ sosyalistleri kendi söylüyor kendi dinliyor. Bizim köyde kendi başına konuşanlara deli derler. ‘Türk’ sosyalistleri Demokratik Özerklik projesini dahi tartışmıyor. ‘Türk’ sosyalistleri bir şey yapıyor ama…
‘Türk’ sosyalistleri güya muhalefet yaparcasına ha bire AKP politikalarını eleştiriyor. Eleştiriyor da yaptığı eleştirilerin farkında olan kimse yok. Yani solun potansiyel tabanı olan ne işçi sınıfı, ne işsizler, ne kır emekçileri, ne emekliler… Kısacası ‘Türk’ sosyalistleri kendi söylüyor kendi dinliyor. Bizim köyde kendi başına konuşanlara deli derler. ‘Türk’ sosyalistleri Demokratik Özerklik projesini dahi tartışmıyor. ‘Türk’ sosyalistleri bir şey yapıyor ama…
12 Eylül 2011 Pazartesi
Bardak Hesabıyla Demokrasi Veya Yakın Tarihimizin Üçüncü Sayfası!
Hakkı Yükselen
Bir önceki yazıda “Asker giderse demokrasi gelir mi?” diye sormuştuk, “demokrasi” meselesine devam edelim…
Tam da “barışı” ve “demokrasiyi” konuşuyorduk ki savaş yeniden başladı. Tabii, en liberalleri ve demokratları da dahil vatansever kamuoyumuz, teamüller gereği, savaşın Kürtler tarafından başlatıldığına tereddütsüz karar verdi. “Açılımın” daha erken aşamalarında binlerce kişinin içeri atıldığı KCK tutuklamalarının, BDP adaylarına yönelik vetoların, hapiste tutulan Kürt milletvekillerinin ve nihayet çok sayıda gerillanın ölümüne yol açan operasyonların hiçbir önemi yoktu! Daha en başından, hükümetin Kürt ulusal hareketinin başlıca güçlerini tasfiye ederek veya boyun eğdirerek devre dışı bırakıp cemaatler, tarikatlar ve Kürt işadamları vasıtasıyla bölgede (diğer bölgelerde olduğu gibi) mutlak hâkimiyet kurma hedefinin de bir önemi yoktu!
Bir önceki yazıda “Asker giderse demokrasi gelir mi?” diye sormuştuk, “demokrasi” meselesine devam edelim…
Tam da “barışı” ve “demokrasiyi” konuşuyorduk ki savaş yeniden başladı. Tabii, en liberalleri ve demokratları da dahil vatansever kamuoyumuz, teamüller gereği, savaşın Kürtler tarafından başlatıldığına tereddütsüz karar verdi. “Açılımın” daha erken aşamalarında binlerce kişinin içeri atıldığı KCK tutuklamalarının, BDP adaylarına yönelik vetoların, hapiste tutulan Kürt milletvekillerinin ve nihayet çok sayıda gerillanın ölümüne yol açan operasyonların hiçbir önemi yoktu! Daha en başından, hükümetin Kürt ulusal hareketinin başlıca güçlerini tasfiye ederek veya boyun eğdirerek devre dışı bırakıp cemaatler, tarikatlar ve Kürt işadamları vasıtasıyla bölgede (diğer bölgelerde olduğu gibi) mutlak hâkimiyet kurma hedefinin de bir önemi yoktu!
7 Eylül 2011 Çarşamba
Dolmabahçe Mutabakatından Bugüne Hangi ‘Vesayetin’ Sonu
Ahmet Doğançayır
Yüksek Askeri Şura'nın oturma düzenindeki değişiklik, başbakanı tek başına otururken gösteren fotoğraflar kamuoyuna “bir demokrasi tablosu” olarak sunuldu. Burjuva Basınının neredeyse bütün kalemleri Başbakan'ın toplantıya tek başına başkanlık etmesini “askeri vesayet rejiminin sonu olarak tanımladı. Bütün liberal ve AKP yandaşı teorisyenler Oturma düzenindeki bu değişimin “demokrasinin zaferi’’olduğu ilan ettiler.
Yüksek Askeri Şura'nın oturma düzenindeki değişiklik, başbakanı tek başına otururken gösteren fotoğraflar kamuoyuna “bir demokrasi tablosu” olarak sunuldu. Burjuva Basınının neredeyse bütün kalemleri Başbakan'ın toplantıya tek başına başkanlık etmesini “askeri vesayet rejiminin sonu olarak tanımladı. Bütün liberal ve AKP yandaşı teorisyenler Oturma düzenindeki bu değişimin “demokrasinin zaferi’’olduğu ilan ettiler.
6 Eylül 2011 Salı
Sınıfsız Toplum Ulus Devletle Olmaz…
İbrahim Özkurt
İnsanlık, sınıfsız toplum kuruculuğunda eşsiz deneyler yaşadı. Marksist kanat, Lenin tarafından somutlaştırılan öncü parti kanalı ile gezegenimizin neredeyse yarısında iktidar olmuştu. İktidarın ele geçirilemediği ülkelerde ise yine Marksist-Leninist partiler önemli güce ulaşmışlardı. Özellikle Fransa ve İtalya’da iktidarların eşiğinde yıllarca beklediler. Hatta yerel yönetimleri ele geçirerek önemli deney kazandırdılar insanlığa.
İnsanlık, sınıfsız toplum kuruculuğunda eşsiz deneyler yaşadı. Marksist kanat, Lenin tarafından somutlaştırılan öncü parti kanalı ile gezegenimizin neredeyse yarısında iktidar olmuştu. İktidarın ele geçirilemediği ülkelerde ise yine Marksist-Leninist partiler önemli güce ulaşmışlardı. Özellikle Fransa ve İtalya’da iktidarların eşiğinde yıllarca beklediler. Hatta yerel yönetimleri ele geçirerek önemli deney kazandırdılar insanlığa.
2 Eylül 2011 Cuma
FORUM/ Hoşgörüler ve Tahammüller Üzerine
Metin Karabulut
Batı emperyalizminin egemen olduğu ,Osmanlı’nın da gücünü yitirdiği son döneminde dizginleri eline geçiren saldırgan,fırsatçı emperyal ülkeler Osmanlı’yı ekonomik olarak deforme ederek yarı feodal bir biçime getirmeyi başarabilmişlerdir.
Travma üstüne travma geçiren Osmanlı’nın bu bunalımlı döneminde dur durak bilmeyen emperyalist ülkeler İstanbul hükümetini ablukaya almış istedikleri gibi ağır şartlı antlaşmalarla ,yani bağımsızlığın tamamen kaybedilmesi adına çaresizce imza attırabilmişlerdir.
Batı emperyalizminin egemen olduğu ,Osmanlı’nın da gücünü yitirdiği son döneminde dizginleri eline geçiren saldırgan,fırsatçı emperyal ülkeler Osmanlı’yı ekonomik olarak deforme ederek yarı feodal bir biçime getirmeyi başarabilmişlerdir.
Travma üstüne travma geçiren Osmanlı’nın bu bunalımlı döneminde dur durak bilmeyen emperyalist ülkeler İstanbul hükümetini ablukaya almış istedikleri gibi ağır şartlı antlaşmalarla ,yani bağımsızlığın tamamen kaybedilmesi adına çaresizce imza attırabilmişlerdir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)