3 Mart 2014 Pazartesi

Alevi Kurumlarının İzleyeceği “Politika” ve “Siyaset”


Rıza Aydın
İcatların ihtiyaçlardan doğdukları gibi, kavramlarda toplumsal süreç içinde ihtiyaçlardan doğup bir olguyu ifade ederler.
_anket
Ancak toplumsal yapılar değiştikleri halde, o toplumsal yapıların yarattığı kavramlarla ile gelenekselleşen adetler, dönüşümler geçirerek yaşamlarını sürdürürler. Bugün kullanılmakta olan kavramların bir çoğu köleci toplumlardan, o dönemin ihtiyaçlarını karşılamak için çıkmıştır, örneğin politika kavramı ile siyaset kavramı böyledir.
Engels’in toplumsal gelişimini gayet güzel anlattığı gibi devlet, köleci toplumun bağrında kölelerin baskı altında tutulması için doğup, toplum sahnesine çıkmıştır.

12 Eylül’e Doğru Türkiye ve Kıbrıs


Ulus Irkad
Aslında 12 Eylül konusunda 34 yıldır birçok yazar birçok makale yazdı. Bu araştırmamda kendi arşivimde olan yazıları sizinle paylaşıyorum. 12 Eylül’ün sosyal, kültürel, ekonomik,politik ve hukuk alanında yarattığı travmaları buradan sizinle paylaşıyorum.
kıbrıs
12 Eylül konusundaki seri makalelerime devam ederken, dostumuz Demir Küçükaydın’ın “12 Eylül Üzerine Düşünceler” başlıklı makalesini burada konuyla ilintili olduğu için alıntı olarak veriyorum:
“12 Eylül Nedir?
12 Eylül, Türkiye’de solun ve sosyalistlerin her kapıyı açan her sorunu açıklayan sihirli formülüdür.

Güce Tapınmak Bizi Güçsüzleştirir


Tayfun İşçi
 Biz eski sosyalistler her zaman daha büyük birliktelikler halinde sosyalist bir ülke yaratmayı arzular, bunun için de kimi zaman farklı sorunların çözümünü devrim sonrasına bırakırdık. Bizden öncekiler böyle demişti. Biz onları takip ettik.
güç
Kazanılacak en küçük bir parçayı bile karşı tarafa bırakmamalıydık. En büyük devrim bizim devrim, en büyük sosyalist ülke bizim olmalıydı.  Bu nedenle de ne kadınların ayrı örgütlenmesine, ne karşıt olmayan sınıfların ayrı örgütlenmesine ne de farklı inanç ve milliyetlerin farklılıklarını öne çıkarmasına tahammülümüz vardı. Biz bir bütündük Biz işçi sınıfını temsil ediyorduk biz Proletarya diktatörlüğüne koşuyorduk.
 Bu yaklaşımımız bizim çoğu kez içimizdeki farklılıkların, farklı konumlanışlarını, farklılıklar arasındaki eşitsizlikleri ve özgünlükleri görmemizi engelledi. Her şeyi tek bir sınıfa indirgemeye kalktık.           Yaşamın gerçekliğinden uzaklaşıp kendi dünyamızda yarattığımız ütopyamıza sığdırmaya çalıştık.

“BOZUK DÜZENDE DÜZGÜN ÇARK OLMAZ” DİYEN, PİR SULTAN BUNU NİYE DEMİŞ OLABİLİR?


Rıza Aydın
Pir Sultan’ın “Bozuk düzende düzgün çark olmaz” demiş.
Bu konu hakkında bir yazı yazmam istediğinde beri, düşünüp danışıyorum.
pir
Eşe, dosta, kendi kendime, soruyorum, Pir Sultan bu sözü söylemiş ama niye söylemiş acaba? Sözden de anlaşıldığı kadarıyla, bu bir reddiye. Bu söz, bozuk düzende düzgün çark olduğunu söyleyenlere karşı, bir reddiyeye benziyor. Acaba o günlerde, bunu Pir Sultana söyleten ne olmuş olabilir? Uzun yürüyüşler yaparak dalıp bunu düşünüyorum.

Fuat Köprülü, Yunus Emre’yi anlatırken şöyle der: “… her şahsiyet, hattâ Yunus Emre gibi ibtidâi ve işlenmemiş bir lisâna rûhun his inceliklerini samimiyetle yaşatacak ilâhi bir mâhiyet veren dahîler bile, mutlakâ sosyal çevrelerinin mahsûlüdürler.”1

“Kullanışlı Aptallar” Soruyor: Cemaati mi Desteklesek AKP’yi mi Desteklesek!


Ahmet Doğançayır
12 Eylül 2010 referandumundan bu yana Erdoğan liderliğindeki AKP inişli, çıkışlı,  çelişkili ve zikzaklı politikalarıyla sürekli çift söylemli ve çift kutuplu yeni bir siyasal çizgi geliştirdi. Birbirine zıt söylemler arasında hızlı geçişler yapabiliyor. Politik dilini çok çabuk değiştirebiliyor. İçerikler, biçimler anlam ve söylem strateji ve taktik birbirinden uzaklaşıyor ve eklemsizleşiyor.
kullanışlı
Bazen zıt kutuplara savrulan bu politikalar esnaf faydacılığının bir değer yaratabileceği duruma dönüşüyor. Taktiksel görüşmeler ile stratejik düşmanlıklar arasında mekik dokuyor. Söylem düzeyinde kalan ‘’radikalizmi’’,  konjonktüre uygun pazarlıkçılıkla iç içe yürüyor. AKP’nin ‘’Hakikat rejimi’’ tonlarca biber gazı ile af söylemini, kürtaj yasağı ile idam cezasına övgüyü, KCK tutuklamaları ile Oslo-İmralı görüşmelerini bünyesinde bir arada barındırabiliyor çelişki ve tutarsızlıklardan beslenen bir pragmatizm siyaseti benimsiyor.
Türkiye siyaseti Parlamentoda partiler arası müzakere ve pazarlıklar sonucu gerçekleşen ve sembolik yetkilerle donanmış bir Cumhurbaşkanlığı seçiminden, yetkilendirilmiş ve ‘’Türk usulü Başkanlık sistemi’’ doğrultusunda daha da yetkilendirmeyi bekleyen bir sürece doğru gidiyor.

Ceylanpınar’dan Rojava’ya Bakmak, Ya da Karşı Yaka Memleket


“ Kirveyiz, kardeşiz, kanla  bağlıyız
Karşıyaka köyleri, obalarıyla
Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
Bilmezlikten değil,
Fıkaralıktan içimiz
Pasaporta ısınmamışız
Budur katlimize sebep suçumuz,
Gayrı eşkiyaya çıkar adımız
Kaçakçıya
Soyguncuya
Hayına… “
                                                   Ahmet Arif
 
  Mahmut Balpetek
     Uzun bir aradan sonra, Nusaybin’den, Ceylanpınar’a uzanan bir yolculuğa çıktım. Önceki gezilerim hüzün yüklü olurdu.
m balpetek
Kendi topraklarında  ecneb (yabancı) olarak görülen bu halk vatandaşlık haklarına sahip değildiler. Bu gidişim de karşılaştığım manzara modern zamanların bu  kölelerinin Spartaküs’leştikleri  biçiminde özetlenebilinir.
     9 Şubat Pazar günü Ceylanpınar’da yani Rojava’ya en yakın yerden karşı yakayı seyire koyuldum. Karşı diye tanımlamak istediğim suni bir şekilde emperyalist güçlerin karşı hale getirdiği yerdir.

“Onursuz yaşamaktansa onurlu ölmeyi tercih ederim” Neco, Selah (Necmedin Büyükkaya)


      Mahmut Balpetek
                             
                       Sınır Tanımayan Özgürlük Savaşçısı, Necmettin Büyükkaya                   
 Necmettin Büyükkaya;  dört parçaya bölünmüş Kürt coğrafyasının kuzeyinde Siverek’e bağlı  Karahan köyünde 1943 yılında doğdu. İlk ve orta  öğrenimini  Siverek’te tamamladı. O dönemde Siverek’te lise olmadığı için Diyarbakır’da Ziya Gökalp lisesinde öğrenimini sürdürdü. Ancak bir yıl sonra maddi imkansızlıklar nedeniyle okulunu bırakmak zorunda kaldı. Diyarbakır’dan  ayrılıp Adana’ya gitti.
necmettin
Burada hem çalıştı hem de liseye devam etti. 1965 yılında liseyi bittirdi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitimini sürdürmek üzere İstanbul’a gitti. Üniversite yıllarında da  çalışarak eğitimini tamamlamaya çalıştı.Ailenin ekonomik koşulları ve dönemin toplumsal koşulları onun dünya ve ülke sorunları ile erken yaşta  tanışmasını sağladı. Bu dolayım ile örgütsel  mücadeleye katıldı.
Necmettin 1966 yılında Siverek Yüksek  Tahsil Talebe Cemiyeti, Urfa Talebe Cemiyeti ve İstanbul Talebe Cemiyeti’ne katıldı. Aynı yıl Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP), bir yıl sonra da Fikir Kulüpleri  Federasyonu’na üye oldu. TİP üyeliği ile başlayan siyasi hayatı Kürt özgürlük hareketine yönelmesi ile devam etti.

Devleti Yok Etmek İçin Devrimleri Çaldırmamak Gerekir


İbrahim Özkurt
İnsanlık tarihi yanlış okunursa, geleceğin komünal inşası da yanlış araçlarla örülmeye çalışılır ve başarısızlığın bedelini de başta emekçiler olmak üzere tüm insanlık ve gezegenimiz deki tüm canlı yaşam çeker.
zapat
Bu yazımla daha gerçekçi olduğuna kani olduğum bir tarih okunmasını ve buna uygun mücadele araçlarının nasıl örülmesi gerektiğini tartışmak istiyorum.
Marksistler yaklaşık 170 yıl önce; “İnsanlık ilkel komünal, köleci, feodal ve şimdi de kapitalist toplumda yaşıyor ve tüm toplumlar sömürücü sınıfların egemenliği ve iktidarı ile süregeldi. O halde kapitalist sistemin en devrimci sınıfı olan işçi sınıfının da,burjuva devletin yerine proletarya devletini inşa ederek  önce sınıf egemenliğini kurup, süreç içinde devletin sönümlenip, sınıfsız toplumun inşası gerçekleştirilmeli,”diye yola koyulmuştuk.

4 Şubat 2014 Salı

2015’E 1 YIL KALA: HERKES GİBİ KÜRTLERİN DE GÖREVİ, MESELELERİ OBJEKTİF BİR BAKIŞ AÇISIYLA ELE ALMAKTIR !


Yalansız’ın notu: Yalansız’ın sayfalarında yer alan makaleler hiçbir tabuya boyun eğmeksizin hakikatin tüm boyutlarıyla analiz edilmesine yönelik bir çabayı ifade eder. Kuşkusuz böyle bir amacın gerçekleştirilmesi için herşeyden önce eleştirel düşünce metodu eksen olmalıdır. Bu yaklaşım ‘yalansız’ yazarlarının her konuda müşterek fikirlere sahip olmasını gerektirmez. Gerektirmediği gibi farklı düşüncelerin tartışılmasının yaratacağı zenginliğin önemi de özellikle vurgulanmalıdır.
‘yalansız’da yayınlanan yazılara prensip olarak not düşülmemektedir. Şimdiye kadar böylesi  durum bir kaç defa zorunlu olarak olmuştur. Açıkçası not düşmekten mümkün olduğunca kaçınılmaktadır.
Sarkis Hatspanian’ın aşağıda yayınladığımız makalesinin içeriği ile ilgili olarak  bir not düşmek ihtiyacı doğmuş bulunuyor. Sebebi de şu: ‘yalansız’ın yazarlarının, yukarıda bahsettiğimiz farklı düşünceleri barındıran alanını belirleyen iki temel ortaklığı bulunmaktadır.

Türkiye’de Ermeni, Ermenistan’da Kürdüm


Yalansız’ın notu: Vahap Işık, Sarkis Hatspanian’ın kendisini eleştiren  ”2015′e 1 Yıl Kala, Yalana Karşı Mücadele Bir İnsanlık Görevidir” yazısı nedeniyle cevap hakkı talep etti. Yazısını yayınlıyoruz

Türkiye’de Ermeni, Ermenistan’da Kürdüm

Vahap Işık
Her iki Halkın arasında da, Pîr Sultana karşı durmuş Hızır Paşalardan, Mem û Zîn’e karşı durmuş Bekoyê Ewanlardan olmasaydı, şayet olmasalardı bugün Kürdler ile Ermeniler karşı karşıya değil de yan yana olurdu. Bir gün en büyük sorun olan, hatta sorunların da sorunu olan EMPATİ SORUNUNU çözdükten sonra aynı sofrada çoğalacağız, umudum hala var ve tehditler, karalamalara rağmen  yolumdan vazgeçmeyeceğim.