22 Kasım 2013 Cuma

Foti Benlisoy Cumhuriyet’in Kimin Kazanımı Olup Olmadığından Önce Cumhuriyet’in Kazanım Olup Olmadığını Düşünmelidir.

Rıza Aydın

Rivayet edilir ki, Köroğlu bir köyden geçerken, gözleri görmeyen yaşlı bir kadının Köroğlu’na küfrettiğini görmüş. Eğilip kadına “anacığım Köroğlu sana ne yaptı da ona böyle küfrediyorsun” demiş. Kadın, yavrum Köroğlu bana bir şey yapmadı ama herkes söylüyor ben de söylüyorum demiş. Bunun gibi, Cumhuriyetle Laikliğe saldıran dinci eğilim artıkça bu akıntıya kapılan “solcu” çoğaldı.
ilk_meclis
Geçtiğimiz günlerde, ‘yalansız’ sitesinde Ferhan Umruk, Foti Benlisoy’un böyle bir yazısını yayımladı. Yazara göre, hem Cumhuriyet hem de Cumhuriyetin reformları tabandaki halkın böyle bir isteği olmadığı halde, yukardan, Çankaya Köşkünde Atatürk’ün sofrasında kararlaştırıp uygulandığı için, bunun aşağıdaki halka bir yararı olmamış.
Orada buna verdiğim cevabı, bir yazı haline getirip paylaşmayı düşündüm.
Foti, yanlışa düşmüş.

Cumhuriyet ve Sol: Kimin Kazanımı?

Foti Benlisoy

 Türkiye’nin yakın tarihini “tepeden modernleşmeci” ceberut devletle toplum arasındaki bir çatışmaya, daha doğrusu asker-sivil bürokrasinin temel aktörü olduğu (sınıfsızlaştırılmış) bir modernleşme anlatısına indirgeyen tarih tezleri, 1980’lerden itibaren solda fazlasıyla taraftar buldu.
foti
Aslında bu süreçte solun, yakın tarihi Batıcı-vesayetçi elitlerle milletin “alnı secde görmüş” temsilcileri arasında ezeli-ebedi bir mücadele olarak yorumlayan milliyetçi-muhafazakâr tarih tezlerini, “merkez-çevre çatışması” gibi analitik araçlar vasıtasıyla yeniden ürettiği söylenebilir. Bu anlamda mevcut milliyetçi-muhafazakâr fikri hegemonya çorbasında solun da tuzu olduğunu öne sürmek pekâlâ mümkün.

Suriye: Emperyalizmin El Kaide’yle Dansı

Mahmut Balpetek 

Suriye ve Rojava’daki gelişmeleri, bu konjonktürde önemli kılan iki unsurdan söz etmek mümkün. Birincisi, Suriye coğrafyasının olası bir bölge yada Dünya savaşının düğüm noktası olma potansiyeli, ikincisi ise Rojava’da ulusal özgürlük hedefi ile, toplumsal kurtuluş talebinin örtüşme eğilimi taşıyor olmasıdır.
Emperyalizm
Bu iki özelliği ukdesinde barındırıyor olmasından dolayı bölge ve dünyanın dikkatine mazhar olmayı sürdürmektedir. İkili karaktere sahip olması, Aynı zamanda ortak bağlam  içinde olmalarına karşın, Suriye ve Rojava’yı ayrık süreçler gibi de değerlendirmeye olanağı sunmaktadır.

Alevilikte Yol Ayrılıklarının Bilimsel Materyalist Sebepleri Üzerine

Rıza Aydın

“Yedi kere ben bu cihana geldim
Arşta duran iki nişan bendedir
Yerde gökte tanrı diye ararlar
Biz Hakk’ı severiz Hak’da bendedir1”
Aleviler inanışlarına bağlı kendi yaşam biçimini adlandırırken yol derler; buna bir din, mezhep yada tarikat demek yerine bizim yolumuz vardır diye tanımlarlar. Bu bütün alevi ozanlarında vardır örneğin, Pir Sultan “Yolumuzu yol eyledik / Halimizi hal eyledik / Her çiçekten bal eyledik / Arıya saydılar bizi” der.
pir
Bu konuda en çok bilinen sözse Nesimi’nin söylediği sözdür: “Sorma be birader mezhebimizi biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır.” Anadolu’nun taşından toprağına, havasından suyuna etki etmiş olan bu kadim yolda, yol alınırken zaman içinde bazı ayrılıklar yaşanmıştır.

Erdoğan/ AKP’nin “Toplum Mühendisliği”

 Ahmet Doğançayır

AKP Türkiye ye bir damga vurmak istiyor, dolayısıyla iktidarı devam ettikçe değerlenecek sağcı, muhafazakâr dindar, mukaddesatçı bir kimliği saygın ve üstün kılmaya çalışıyor.
mühendis
Bunu başarmak için de bir yandan giderek artan oranda ‘’iktidar bağımlısı’’hale gelirken, diğer yandan da laik yaşam tarzlarını ve onun temsilcilerini aşağılıyor.

Marksizmin Devlet Konusuna Bakışı

Rıza Aydın

Marksizm’in devlet sorununa bakışı konusu, Marksizm’de bir hayli önemli olan hassas bir konudur. Lenin bu konunun üzerinde hassasiyetle durmuştur. Lenin 11 Temmuz 1919 da Sverdlov Üniversitesinde Verdiği Devlet konulu bir konferansta, hem bu konunun önemini vurgular hem de bu konunun nasıl incelenmesi gerektiğinin yolunu gösterir. Lenin’in bu konferansında söyledikleri, sonradan yazılı bir metin haline getirilerek yayınlanmıştır.
devlet 2
“Devlet” adıyla yayınlanan bu konuşma, Türkçeye de çevrilip Lenin birçok derlemesinin içinde yayınlanmıştır. Devletin ne olduğu konusunu merak eden tüm canların, tümü 20 sayfa kadar olan bu yazıyı okumalarını isterim. Lenin, bu konuşmasında Devlet konusunu anlatırken bize iki tavsiye dede bulunur:

BÜYÜK SANATÇI TUNCEL KURTİZ DE YILDIZLARA UÇTU ! GÜLE GÜLE TUNCEL AĞPARİK, YILDIZLARA SELAM SÖYLEMEYİ UNUTMA BENDEN !

Sarkis Hatspanian

“Denizleri olmayan ülkenin Amirali” seni hiç unutmayacak !
Bugün Ermeni sinemasının en emektar oyuncularından Sos Sarkisyan’ın Yerevan’da toprağa verildiği gün Facebook sayfamda onun anısına paylaştığım bir yazıya not düşen Dersimli bir sayfa arkadaşımdan bir başka değerli tiyatro ve sinema oyuncusu olan ve 30 yıl öncesinden yakınen tanıdığım Tuncel Kurtiz’in vefatını öğrendiğimde anlatılmaz bir suçluluk hissine kapılarak kendi kendimi ayıpladım. “Kara haber tez ulaşır” sözü bu kez doğruluk ayarını kaçırmıştı besbelli
Tuncel
Tuncel Kurtiz abiyle 1982 sonu, 1983 yılında değerli ağabeyim Yılmaz Güney’in mahpusaneden ve “T.C.”-den kaçırılmasını sağlayan ve O’nun bazı filmleriyle birlikte 1982 Cannes Film Festivali’nde Elen film yönetmeni Constantin Costa-Gavras’ın KAYIP adlı filmiyle Altın Palmiye ödülüne layık bulunan YOL filminin de prodüktörü olan Yeşilçam dünyasının “Kerim Abi” diye bildiği, taşıdığı sahte pasaportta adı Kerim L. PULLİ olarak yazılı soydaşım Keğam Manukyan vasıtasıyla, çekimleri Fransa’da gerçekleştirilen DUVAR filminin yapım aylarında tanışmıştık.

Bir Çatı Partisi Deneyi: ÖDP


Rıza Aydın
ÖDP öncesinde de, ÖDP’de de çeşitli seçim deneyleri yaşamıştım; Yüzde 10 ( %10) barajı olduğu sürece, oy istemenin, bizi sevenlere “bizim gül hatırız için, bu defada oyunuzu bize verin, oyunuz boşa gidecekse de gitsin” demenin dayanılmaz sıkıntısını çekiyordum.
babil
Bir çare olarak aklıma, bağımsız adaylarla seçimlere girerek bizi kahreden, bu kahrolası seçim barajlarını yıkma, bunu savuşturma yollarını aramak geldi. Bağımsız adaylarla seçimlere girip, farklı dinamikleri harekete geçirerek bu barajları yıkacağımıza inandım bir kere.

HDK’de Yeniden Yapılanma Nasıl Olmalıdır?

Tayfun İşçi

 1- Türkiye toplumu ideoloji eksenli bir toplumdur. “Halkların Demokratik Kongresi”  imha, inkâr, asimilasyon ve sömürü üzerinden yaratılmış Türk ulus devlet anlayışının yarattığı sorunların bir sonucu olarak ihtiyaç haline gelmiştir. Türk ulus devletinin en temel özelliği toplumsal gerçekliği ret edip “ideolojik” bir toplum yaratma çabasıdır.
gök
Toplumsal bütün farklılıkları yok sayıp Türk- İslam resmi ideolojisi üzerinden toplum inşasıdır.

Bu anlayış; Tüm farklı etnisiteleri, kültürleri, inançları cinsiyetleri, sınıfları kendi gerçekliğinden uzaklaştırmış, katı merkezi bir şekillenmeyle anti demokratik uygulamalarla tekçi bir devlet, tekçi bir millet yaratmıştır. Yüz yıldır uygulana gelen bu yöntem, bireylerin kendi gerçekliklerinden uzaklaştırılmasını getirmiştir. Topluma dayatılan bu sistem ile toplumsal gerçeklik büyük bir çelişki içindedir.

Altın Şafak operasyonu ne anlama geliyor?

Foti Benlisoy


Yunanistan’da nazi çetesi Altın Şafak lideri ve kimi milletvekillerinin gözaltına alındığı, “partiye” karşı ciddi bir polis operasyonunun gerçekleşmekte olduğu haberlerini nasıl yorumlamak gerekiyor? Bu kısa yazı bu konuda hızlı bir düşünme denemesi… Hemen başlayalım:
1- Pavlos Fissas cinayeti “maksadını aşan” bir nazi kabadayısının işgüzarlığı değil, Altın Şafak için “vites yükseltmeye” dönük planlı bir gerilim stratejisinin parçasıydı.